Cemal İncesoyluer

ŞEYTANIN ÇOCUKLARI…

 

Konuyla ilgili haber, “Haber Platosu” isimli sitede yayınlandı. Henüz kitabı tedarik edip okumadım. Ancak, Haber Platosunda yer alan kitapla ilgili bilgiler çok ilginç.

Gazeteci yazar Erkan Elçin’in, 9 milyar dünyalıyı kobaylaştırma operasyonlarını anlattığı kitabı Şeytanın Çocukları, Yade Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı. Bütün dünyanın bir zombiye dönüştüğü açık hava hapishanesi mümkün mü? Ya mümkünse, aynıyla vaki ise ve biz farkında değilsek..

“Hayat William’ı, şeytanın çocuğu olmayı kabul etmeye zorlamıştı. Ancak o, hiçbir zaman ona köle olmak için yaşamadı. Ruhunu teslim edene kadar insanlığı uyarmak adına elinden geleni yaptı. Son nefesini de bu uğurda harcadı. Dünyayı yüzde birlik bir azınlığın yönettiği, bütün kaynakları pedofil alçakların sömürdüğü bu düzende, umut verecek bir ışık yakmak için hayatını harcayanlara selam olsun. Aynı zamanda yıllarca beyni üzerinde oynanan insanlar olarak bu kitabı okuyup anlamaya çalışan herkese de selam olsun…”

Yaklaşık 20 yıldır ABD’de yaşayan gazeteci yazar Erkan Elçin’in Şeytanın Çocukları bu selamlamayla başlayan ve okuru içine alan bir distopyadır.

“Gerçekten de MÖ 2046 yılı insanlığın dönüm noktasıdır. Sümer tapınağında kral din adamları tarafından tasarlanmış, çamurdan bir kilin üzerine basılan parada faiz oranı bile var. Kral din adamları kim peki? Adına Anunnaki denen Tanrı krallar. Tanrı kralların tek gayesi vardır, o da insanların ellerindeki altınları alıp parayla değiştirmektir.

“Getir altını, al parayı” size bir şey hatırlatıyor mu? Dünyanın bütün ülkelerinin altınları ya Amerika’da ya İngitere’de ya da İsviçre’de. “Getir altını, al kâğıdı!  Al sana güvence!” şeklinde şekillenen bu ekonomik yapı bugün de devam ediyor.”

İnsanlığın geçmişini hatırlayıp, tarihin tekerrürden ibaret olduğunun vurgusuyla kurgulanan Şeytanın Çocukları, akıcı ve yalın anlatımı ve muhteşem kurgusuyla Yade Kitap’tan çıktı.

Kısa bölümlerden oluşan kitap, günümüz gerçeğinin geleceğe yansımasını anlatırken bu kurgunun içinde bir çözüm odağı da geliştiriyor.

“Barınma, ısınma, sağlık hizmetleri çok daha kolay ulaşılabilir hizmetler olacaktır. Hayatın her kesiminde müthiş bir canlanma ve hareket olacaktır. Bedava seyahat edecek insanların oluşturacağı dinamiği düşünün mesela. Ortaya çıkacak sanat eserleri hayal sınırlarınızı zorlayabilir. Bu, neredeyse paraya ihtiyaç duymayan bir toplumun oluşmasına yardım edecektir. Gerçekten de insanlığın cehennem çukuruna dönmüş dünyadan kurtuluşunun ilk hamlesi bedava enerjidir. Asıl bundan sonra ikinci hamle paranın yeryüzünden kalkması anlamına gelir ki bunun karşılığı gerçekten yeryüzü cenneti olabilir.”

Anekdotlar halinde yayınlanan özetinde, dehşet verici bir gerçeğin altı çiziliyor. Kitapta, insanlığın para serüveni anlatılıyor. “Ezoterizm” akımı, belki de Lidyalılardan sonra güce oluştu. Gizli inançlar şeklinde tanımlanan Ezoterizm, altında bir din olgusu da değil.

Daha çok, sembollerden oluşan ve kısıtlı bir gurubun bildiği öğretiler toplamıdır. Siyonizm, bu ezoterik akımın içinde olabilir. Mason gruplar (Lions-Rotary gibi) artık gizlilik özelliğini kaybetti. Dolayısıyla ezoterik vasfında sayılmıyor. Zaten masonlarda, eskiden olduğu gibi kendilerini gizleme gereği duymuyor. Bir mason olduğu anlaşılan Adnan Oktar eliyle, deşifresi sağlandı.

Kitabın girişinden kısa bir bölüm şöyle:

“ Yıllarca süren bir suskunluğun, içe kapanmanın ve çaresizliğin ortaya çıkardığı bir çalışmadır bu. Anlatmak öyle kolay olmadı. Kolay olmadı da neden anlattım? Neden böyle bir zorluğun içine attım kendimi? İşin aslı, öyle çok akıllıca bir yanıtım yok bu soruya… Emin olduğum bir şey varsa, o da en yüksek makamlarda olduğunu düşünenlere, insanların bile bile birer köle olmasına artık dayanamadığımdır. Sonuçta anlatmaya karar verdim çünkü en büyük köleliğin, köle olarak yaşadığını bilmemek olduğunu biliyorum. Nereden biliyorum? Elbette kendimden.

Böyle bir köleliğin esareti altında harcadım koskoca bir ömrü. Ebeveynlerimin sahiplenmediği hayatımı, başkaları sahiplendi ve beni müthiş kültürlü, eğitimli, ideal bir dünya insanı olarak yetiştirdi. Yeteneklerimin üzerine gidip başarılı olacağım işlerin peşinden koşmamı sağladılar ancak tüm bunlar benim bir köle olmamı engellemedi. Hatta belki de anlattıklarımı dinledikten sonra “Bu adam köle olmak için eğitilmiş” diyeceksiniz.

Bir bakıma paranın serüveninden yola çıkan kitap, ezoterik yapı içerisinde günümüzde de hakim güç halinde hayıtımızın tam da içinde yer almayı sürdürdüğünü anlatıyor.

 

Etiketler

İlgili Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sıradaki Haber

Kapalı