HADİ İNSANA YALAN SÖYLÜYORSUN, YARADANA SÖYLEME BARİ

Mutluluk, şimdi nasıl da boyut değiştirdi değil mi? Arkadaşınla beraber dışarıda bir yerde kahve içmek, ne kadar anlamlıymış değil mi? İstediğinde dışarıya çıkmak, ne kadar değerliymiş. Hayatı ne kadar çok seviyormuşsun meğer…
Lafa gelince,
üç günlük dünya dedik..
Sonra
En sevdiklerimizi
üç kuruşa değiştik..
Lafa gelince yaratılanı,
Yaratan’dan dolayı çok sevdik..
Sonra da
Allah yarattı demedik
birbirimize dünyayı dar ettik..
Hep suçu başkalarında aradık,
Çok kalp kırdık,
Çok kirlendik,
Ama çok..!!
Tamda Cemal Süreya’nın “ Nasıl bir his biliyor musun? Oda çok geniş ama sığamıyorsun, bak kapı orda ama çıkamıyorsun, pencere açık ama nefes alamıyorsun..” dediği yerdeyiz…
Aslında bu dünya bize fazla geldi. Bazen bakınca etrafında olanlara, sanırım şeytan secde etmemekte haklıydı insanoğluna.
Yarandan ne güzel yaratmış, ne kadar ahenk katmış dünyaya, her türlü canlıyı yaratmış, her biri ayrı bir işin ucundan tutsun diye, her birine ayrı görevler yüklemiş dengeyi sağlamak için. Ağaçlar, kuşlar, böcekler, karada yürüyenler, denizde yüzenler, sürünenler uçanlar, etciller, otoburlar hepsine bu düzeni korumaları için bir görev vermiş. Ve hepsi üzerlerine düşeni kusursuzca yerine getiriyorlar. Aç olmasa avlanmıyor bir hayvan, zevk olsun diye başka bir canlıya zarar vermiyor, sırf caniliğinden dolayı adına spor diyerek bir başka canlıyı öldürmüyor yada sırf canını sıktı diye bir ağacın dalını kırmıyor, bir çiçeği koparmıyor mesela sırf beş saniyelik zevki için, bir çocuğa tecavüz etmiyor mesala yada işkence etmiyor savunmasız canlılara.
İnsandan başka her canlı yaşadığı dünyayı ayakta tutabilmek için üzerine düşen her bir şeyi zerresine kadar yapıyor. Sadece insan, sadece insan yaşadığı dünyanın içine etmek için elinden geleni yapıyor. Aslında biz insanlar fazlayız dünyaya.
Artık güzel şeyler olsun demiyorum, kötü şeyler olmasın yeter..

Birkan Demirci