Kocaman Bir Hayır…

Ah insanoğlu ah; ne kadarda aciz olduğumuzu anlamamız gerektiği şu günlerde hiç düşündük mü acaba, doğa isterse insanoğlunu bir metre kare duvarların içine bile hapis edebilir. Biz insanoğlu kendisini ne kadar güçlü ve kudretli sansa da doğa bizlerden misli güçlü. Sanıyoruz ki doğanın bize ihtiyacı var. Biz olmaz isek doğa kendisini idame ettiremez.

Oysa ki ne kadar güçsüz ve ne kadar acizmişiz doğa karşısında.
İnsanoğlunun bitmek bilmeyen istekleri, arzuları ve anlaşılmaz kibri sebebiyle, bütün dünyaya hakim olma kaygısı ve hırsıyla yaptığı , yüzyıllardan beri bitmeyen kavgalar, savaşlar, öfkeler, nefretler ve paylaşılmayan her ne varsa hepsi evrende nokta kadar küçük bir yer içinmiş oysa ” bilemedik”. İnsanoğlu hariç tüm canlıların bir nizam içinde durduğu bu güzel düzeni; kardeşin kardeşe düşman olduğu bir yer haline getirdik, yan yana durmayı bile beceremiyoruz bu dünyada, daha kendimizi nimetten sanıyoruz.

“Kimse bana dokunmasın “, deyip ördüğümüz duvarların arkasında saklanıyoruz. Aman kazara doğruyu söyleriz de, haksızlık karşısında sesimiz çıkarda, başımız belaya girer diye çıt çıkarmadan el ayak yalamaya devam ediyoruz ahlaksızca.

O kadar çok hainliğe uğradık ve hainlik ettik ki etrafımıza, İki kör insanın aynı masada baklava yediği sırada birisinin diğerine ” teker teker ye baklavaları.” dediğinde, diğerinin sen nerden biliyorsun ikişer yediğimin cevabına ” ben öyle yapıyorum da.” dediği gibiyiz aynı, kendimiz her türlü hainliği yapıyoruz ama hep suçladığımız başkaları oluyor.

Kaç tane bizi seven insanı sırtından bıçakladık ve kandırdık; “Aman kazara severiz de birini , bizde sırtımızdan bıçaklanırız “a kadar varıyor, ” güvensizlik” belamız . “bana dokunmayan yılan bin yaşasınlarla binlerce haksızlığa göz yumduk, sustuk hatta görmezlikten geldik . Hakkını savunanları linç ettik umursamadan yaşama haklarını. Öyle bir zamana geldik ki, kendimiz haksızlığa uğradığımızda linç edilmekten korktuk, sesimizi dahi çıkartamaz hale geldik. Sarı öküzü istediler verdik, sonra benekliyi ardından başında siyah iz olanı ve ardından diğerini, diğerini, diğerini sonra sıra bize geldi baktık etrafımıza ama kurtarın beni diyecek kimseler kalmamış etrafta.

Sanki hiç ölüm yokmuş, sonsuza dek yaşayacakmışız gibi pervasızca talan ettik dünyayı, birbirimizi üzdük hatta durduk yere kalp kırdık, oysa ki yaratılış sırasında ölüm listesine adları yazılmış birer aciz canlıyız evrende.
Anladık mı? Akıllandık mı? Asıl soru mutlu olmayı öğrenebildik mi?

Kocaman bir HAYIR…

Birkan Demirci

Bir Cevap Yazın