Gündem

DEPREMDE ÖLÜM OLUYORSA, TEDBİRDE NOKSANLIK VAR DEMEKTİR

Mimarlar Odası Çorum Temsilcisi H.Levent Çöphüseyinoğlu, son günlerde yaşanan depremlerin ardından bir açıklama yaptı.

Çöphüseyinoğlu, yaptığı açıklamada; “Noksanlıkların giderilmesinin yolu; bilime ve mühendislik hizmetlerine başvurmak temel görev olmalıdır. Mühendislik hizmeti almayan, bilime ve bilimin uyarılarına kulak tıkayan ülkeler ve uluslar yerin her doğal hareketinde can vermeye devam edeceklerdir.

Devletin en önemli, birinci görevi; vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmek ve yaşam hakkını güvence altına almaktır. Yaşam hakkını güvence altına almak demek; sadece güvenlik tedbirler almak değil, aynı zamanda çağdaş konutlarda yaşamayı da vatandaşlarına sağlamak ta devletin öncel görevlerindendir. Bilim, mimarlık ve mühendislik her alanda olduğu gibi, yaşamın sürdürüldüğü her yapıda, insanlığa hizmet etmektedir.

6 Şubat 2023 günü Kahramanmaraş ili, Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki büyük deprem ve artçılarının meydana getirdiği hasar sonucu 11 ilimizi içine alan bir coğrafya içerisinde büyük yıkım yaşanmış ve yaşanan yıkım neticesinde on binlerce yurttaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Öncelikle deprem bölgesindeki tüm yurttaşlarımızın yakınları başta olmak üzere tüm ülkemize başsağlığı, yaralı yurttaşlarımıza acil şifalar dileriz.
Afet bölgesinde gerçekleşen depremler, yaklaşık 300 km’lik bir hat boyunca yatayda 6-7 m, düşeyde de 2-3m’ye varan yüzey deformasyonları gerçekleştirmiş olup; 11 ilimizi ve 13 milyonu aşkın vatandaşımızı etkilemiştir. Yıkımların en çok olduğu illerimiz Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay, Malatya olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte Elbistan, Göksun, Nurhak, Pazarcık, Türkoğlu, İslâhiye, Nurdağı, Gölbaşı, Erkenek, Kırıkhan, Doğanşehir, Samandağ, İskenderun ve Hassa ilçelerimizle birlikte kırsal alanlarda da yoğun biçimde yıkımlar yaşanmıştır.
Kent ölçeğinde yıkımların yaşandığı illerimizde yerbilimsel çalışmaların kent bütünü ve kırsal alanları kapsayacak biçimde detaylı olarak ele alınması gerekirken, aceleci bir şekilde yer seçimi kararı verilmiş ve seçilen alanlarda sondaj çalışmalarına başlanıldığı belirtilmiştir. Ancak, yaşananlardan ders alarak bu alanlar belirlenmeden önce acil yapılması gereken işlerin başında, deprem nedeniyle kullanılamaz hale gelen bölgedeki jeodezik ağ altyapısının güncellenmesi, yer kabuğu hareketleri nedeniyle metrelerce kayarak bozulmuş olan mülkiyet sınırlarının hızlı bir şekilde güncellenmesi, bölgenin hâlihazır ve kadastral haritalarının yenilenmesi gerekmektedir. Bölgede yer kabuğunda çökme ve yükselme hareketleri gözlenmekte ve hareketlilik devam etmektedir. Bu hareketlerin uydu ve yersel ölçme teknolojileriyle izlenerek planlama öncesi mutlaka dikkate alınması gerekmektedir.

Bunun yanında doğa olaylarına bağlı her yeni acı bir önce yaşadığımız acıyı unuttursa da ülkemiz maalesef doğa kaynaklı olaylara bağlı acıları artık daha sık ve şiddetli biçimde yaşamaktadır. Deprem riski ile birlikte olası diğer doğal ve insan kaynaklı risklere yönelik tespitlerin hızlıca yapılması, çalışmaların bu riskleri azaltacak ve sakınım önlemlerinin gerektirdiği esasları göz önüne alarak kurgulanması sağlanmalıdır.

Seçilecek alanların; iklim özellikleri de dikkate alınarak; jeolojik ve hidrolojik kökenli afetler ile meteorolojik kökenli afetlere uğrama riski bulunan alanlardan uzak olması gerekmektedir. Yani fay zonlarının deformasyon zonları ile depremler sonucu meydana gelen sıvılaşma, yanal yayılma gibi etkilere açık olmayan heyelan, kaya düşmesi, oturma, çökme, obruk oluşumu, tıbbi jeoloji kökenli riskleri içermeyen ve sel, taşkın, çığ düşmesi gibi jeolojik ve hidrolojik kökenli afetler ile fırtına, hortum, kum fırtınası gibi meteorolojik kökenli afetlere maruz kalabilecek alanlar olmamasına dikkat edilmesi önemlidir. Ayrıca seçilen yerlerin kentin sahip olduğu yeraltı ve yüzey su kaynakların beslenme alanları ile jeotermal, maden jeolojik miras niteliğindeki alanları da dikkate alacak ve koruyacak şekilde mevcut alanlarla nasıl bir entegrasyonun sağlanması gerektiği hususları da dikkate alınarak yer seçimlerin yapılması gerekmektedir. Daha öz bir ifade ile yeniden inşa sürecinde yapılacak olan çalışmalar bütüncül bir afet önleme politikasını mutlaka içerisinde barındırmalıdır. Bu anlamda meslek odalarının katkı sunması oldukça önemlidir.
Ayrıca konut alanlarına yönelik yer seçiminde sanayi ticaret, tarım gibi sektörleri de içerecek çalışmalardan sonra yeniden inşa sürecine başlanabileceği ve ancak bu şekilde nitelikli ve refah düzeyi yüksek mekânlar kurgulanabileceği ortadadır.

AFAD’ın hazırladığı Türkiye deprem fay hatları haritasına göre Çorum 2’inci ve 3.’üncü deprem bölgesinde yer almaktadır. Unutulmamalıdır ki, yeni inşa edeceğimiz yerleşmeler bundan sonraki süreçte yüzlerce yıl yurttaşlarımızın üzerinde yaşamlarını sürdürecekleri, bu anlamda diğer afetlere de dirençli, aynı zamanda ekonomik kapasitesi yüksek, refah ve konforun da üretilebileceği alanlar olmalıdır.
Uzun yıllar boyunca meslek alanlarımızda oluşturulmuş olan bilimsel ve teknolojik birikimden hareketle yer seçim kararlarını alırken ve riskli yapı tespit işlemleri yapılırken Çorum Belediyesi, Çevre Şehircilik ve İklim Müdürlüğüne teknik destek vermeye Mimarlar Odası Çorum Temsilciliği olarak hazır olduğumuzu tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.” dedi.

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: